ingilizce cümleler             

Comparatives Cümleleri


comparatives cümleleri



İki şeyden birisinin üstün olmasına göre yapılan karşılaştırmaya COMPARATIVES diyoruz. Bunu da karşılaştırılan isimlerin önüne "more" getirerek, sıfatlarda ise ya yine başına "more" getirerek ya da sonuna "-er" takısı getirerek yapıyoruz.

Örneğin "beautiful" --> "more beautiful than",
"experienced" --> "more experienced than",
"great" --> "greater than",
"small" --> "smaller than" olur.

Burada önemli bir nokta, bazı sıfatların değişiklik gösterdiğidir; "good", "better" olur;
"bad", "worse" haline gelir.

İsimlerde ise "money" --> "more money than",
"water" --> "more water than" durumuna gelirler.




Aşağıda comperative cümlelerine ilişkin bol sayıda örnek bulacaksınız:

The new book is more expensive the old one. --> Yeni kitap eski kitaptan daha pahalı.

Ayşe runs much faster than Rana. --> Ayşe, Rana'dan hızlı koşuyor.

He is far better than me about joking. --> Espri yapmada o, benden çok daha iyidir.

The professor writes more carefully letters than articles. --> Profesör mektupları makalelerden daha dikkatli yazar.

Her dresses are better then her sister's. --> Onun elbiseleri kız kardeşininkilerden daha güzel.

The new cook in the factory is worse than the previous one. --> Fabrikadaki yeni aşçı, bir öncekinden daha kötü.

The judge spoke more patiently than the lawyer. --> Hakim avukattan daha sabırlı konuştu.

The guest left the house more quietly than I expected. --> Misafir evi umduğumdan daha sessiz bir şekilde terk etti.

A dog doesn't eat faster than a cat. --> Köpek kediden daha hızlı yemez.

I get up earlier in Ankara than in Adana. --> Ankara'da, Adana'da olduğundan daha erken kalkıyorum.

The grandfather works harder than his grandchild. --> Büyükbaba torunundan daha çok çalışıyor.

The cow drinks more water than the sheep. --> İnek koyundan çok içer su içer.

My brother cooks worse than me. --> Kardeşim benden daha kötü yemek pişirir.

Learning English is easier than learning Japanese. --> İngilizce öğrenmek, Japonca öğrenmekten daha kolay.

Kader is shorter than her son. --> Kader oğlundan daha kısa.

My suitcase is heavier than your suitcase. --> Benim bavulum seninkinden daha ağır.

Wool is warmer than cotton. --> Yün pamuktan daha sıcak.

Plane is faster than bus. --> Uçak otobüsten daha hızlı.

Hidayet is taller than İbrahim. --> Hidayet, İbrahim'den daha uzun.

Our grandfather is older than my mother. --> Büyükbabam annemden daha yaşlı.

Ships are slower than submarines. --> Gemiler, denizlatılardan daha yavaş.

Kızılırmak is longer than Çoruh River. --> Kızılırmak, Çoruh nehrinden daha uzun.

The Pacific Ocean is broader than the Mediterranean. --> Pasifik Okyanusu, Akdeniz'den daha geniş.




Ayşe is older Fatma. --> Ayşe, Fatma'dan daha büyük (yaşlı).

My camera is more expensive than yours. --> Benim fotoğraf makinam sizinkinden daha pahalı.

Taxi drivers drive less carefully than others. --> Taksi sürücülerinden diğerlerinden daha az dikkatli araba kullanırlar.

This winter is hotter than the winters of 1970's. --> Bu kış, 1970'lerin kışlarından daha sıcak.

İstanbul is more expensive than Malatya. --> İstanbul, Malatya'dan daha pahalı.

Maybe I am happier than you. --> Belki de ben senden daha mutluyum.

A great computer is better than PC's. --> Büyük bir bilgisayar PC'lerden daha iyidir.

Pelin is stronger at bridge than I am. --> Pelin briçte benden daha güçlü.

Truck is bigger than car. --> Kamyon arabadan büyük.

May be this grammar topic, comparative, is easier than others. --> Belki de bu dilbilgisi konusu, Comparative, diğer konulardan daha kolay.

There are more flowers in my balcony than in my kitchen. --> Balkonumda mutfaktakinden daha çok çiçek var.

In the refrigerator there is more cheese than jam. --> Buzdolabında reçelden daha çok peynir var.

Our grandfather drinks more tea than anyone else in our family. --> Büyükbabam ailemizdeki herkesten (herhangi birinden) daha fazla çay içer.

Our daughter eats more vegetables than her elder brother. --> Kızımız abisinden daha fazla sebze yer.

There are fewer watches than clocks in the watchseller. --> Saatçide duvar saatinden daha az kol saati var.

There was more air pollution in the 1970's than in 1960's in Turkey. --> Türkiye'de 1970'lerde, 1960'lardan daha çok hava kirliliği vardı.

Men wear out more shoes than women. --> Erkekler kadınlardan daha çok ayakkabı eskitirler.

Women take care of clothes more than men. --> Kadınlar, giyime erkeklerden daha çok özen gösterirler.

Bu sayfayı inceleyen takipçilerimiz,

sayfalarımızı da incelediler.

Kendinizi geliştirmek için

Soru Cevap Cümleleri


Just Cümleleri


Use Cümleleri


Past Continuous Tense Cümleleri


Should Cümleleri


Yet Cümleleri


If Cümleleri


7 Sınıf Cümleleri


Ünlü Düşmesi Cümleleri


Karşılaştırma Cümleleri


Altı Çizili Kitap Cümleleri


Örnek Soru Cümleleri


sayfalarımızı da incelemenizi tavsiye ederiz.